Bir şehirdeki sorunları kabaca sayacak olursak; çarpık kentleşme, çevre sorunları, iletişim - ulaşım sorunları, yolların durumu, trafik keşmekeşi ve daha bir sürü şeyi bir çırpıda sıralayabiliriz ama genelde hep en önemli şeyi atlarız: "Adam gibi adam, işinin ehli bir yöneticinin yokluğu".
"Para var veya yok, bu işler mutlaka olacaktır" deyip imkansız gibi gözüken işleri bile başaran cumhuriyet dönemi yöneticileri, gayrimüslim bir mimara yaptığı bir haksızlık yüzünden dönemin mahkemesinde suçlu bulunduktan sonra mahkeme başkanına "Şayet ben padişahım diye korkup haksız olduğum halde lehime hüküm verseydin, vallahi şu kılıçla başını uçururdum" diyen sultanlar gören bu milletin bir de şu anki yöneticilerine bakınız. ("dağda kuzuyu kurt kapsa hesabı-neden önlemini almadın diye- benden sorulur" anlayışına sahip islam devri yöneticilerine ise hiç girmiyoruz zaten)
Bir işe talip olmak kolay ama işinin hakkını vermek zordur, emek ister. Eğer "ben sizi idare eder, adilce yönetirim, sorunları çözerim" diyorsanız -ki bu işin özü budur- biraz hareket sayın idareciler, sayın amirler. Sahip olduğunuz koltuklar o kadar değerli ki, elinizde o kadar fırsat var ki (hem maddi hem manevi).. Onca insanın sorumluluğunu almak elbette kolay değil ama sizleri kimse oraya zorla oturtmadı, siz bu işleri yaparım diye aday oldunuz. İşte gün bugündür, lütfen artık iş başına..
|
|